Tim Duncan Show, Part 3

Oyunun görebileceği en eşsiz yeteneklere sahip olan ve bunu olabildiğince gösterişsiz şekilde izleyenlere takdim eden Tim Duncan'ın kariyerinin genel hatları ve kısa kısa notlar.
Üçüncü bölüm.
__________________________________________________________________________

İlk bölümü okumayanlar için: Tim Duncan Show, Part 1
İkinci bölümü okumayanlar için: Tim Duncan Show, Part 2
Tim Duncan Show, Sezon 8: 2004-05
Galibiyet Derecesi: 59-23
Playofflar: Finalde Detroit Pistons'ı 7 maçta devirerek şampiyonluk kazanıldı.
Yeni Katılanlar: Brent Barry (4 yıl için 19.6 milyon dolar kontrat), Beno Udrih, Nazr Mohammed


En Zekice Yapılan Hamle: Kendisi için faydalı olan 2 sezon ve hayal kırıklığıyla sonuçlanan 2004 Olimpiyatları’ndan sonra Duncan, o kadar hayal kırıklığına uğramıştı ki saçını kestirip Dennis Haysbert’a bürünmüştü. Pop sonunda Duncan’ın dakikalarını ( 66 maç, maç başına 33.4 dakika ) azaltmıştı. Eğer Duncan’ın biyogenezi kliniği olmadan nasıl 16. sezonunda NBA’in En İyi İlk 5’ine seçildiğini merak ediyorsanız, buradan başlayın. Büyük ihtimalle Jerry Sloan ve John Stockton istisnası dışında hiçbir koç, oyuncusunu Pop’un Duncan’ı 2004’ten 2013’e kadar olan süreçte koruduğu kadar korumamıştır.

Sezon İçerisindeki En Eğlenceli An: “İşte Ginobili!” 11 aylık bir süre içerisinde Manu Ginobili, milli takımı Arjantin’i 2004’te Olimpiyat Şampiyonluğu’na taşıdı, 2005’te All-Star’a seçildi, Sports Illustrated’ın bir dergisinde konu alındı. Benim “Eğer herhangi bir NBA oyuncusu olsaydım ve ‘Ebeveynlerimin %90'ının kaçırılma ihtimali’ olmasaydı büyük ihtimalle en iyi oyuncu olarak Manu’yu gösterirdim” dememe sebep oldu. Spor tarihini yaptığı floplarla lekeledi. (Flop’un Patient X’iydi) Playoff’larda kaydadeğer bir oyuncu olduğunu gösterdi (20.8 sayı, 23 Playoff maçında 24.8 PER ortalaması) ve Charles Barkley’nin desteğini sonsuza dek kazandı.

Eşime Göre Sezon İçerisindeki En Eğlenceli An: Evet doğru, Tony Parker-Eva Longoria romantizmi! “Sıkıcı” Spurs, bir anda US Weekly’de her hafta haber olmaya başladı ve ulusal kanalda yayınlanan maçları Longoria tarafından gasp edildi. 2007’de evlendiler ve ünlü çift olmalarına rağmen o kadar da rahatsız edici olmamayı başardılar. Sonrasındaysa bu oldu;
Spurs’le İlgili En İyi Alıntı: Bowen, Sports Illustrated’a konuşuyor: “Burası, hayatım boyunca, yapamadığın şeylere odaklanmaktan çok yapabildiğin şeylerle seni seven tek yer.” Doğru. Ayrıca bu sezonun Bowen’ın; Kobe ve Ray Allen’la tartışıp, oyunculara çelmeler takıp ve hatta bana “Beni ‘Blackjack Bowen’ diye çağır” deyip, “İyi Niyetli Kötü Adam” haline geldiği sezon olduğunu hatırlatmakta fayda var. Eğer takımında Blackjack Bowen, Big Shot Rob, Ginobili, Parker ve tarihin en iyi uzun forveti varsa sıkılabilir misin? Bence hayır.

Manu’dan Başka Doğru Giden Neydi?: Garip bir şekilde, sezon ortasında alınan Nazr Mohammed’in Rasho Nesterovic’in dakikalarını çalması ve Big Three’nin gerçek Big Three’ye dönüşmesi (sezon içerisinde 52.9 sayı ortalaması Playofflar’da 61.6 sayı ortalaması) dışında hiçbir şey. Duncan, mart ayında ayak bileğini sakatladı, tüm playofflar boyunca %70’iyle oynadı. Barry uyum sağlamakta zorlandı. Parker, playofflarda Steve Nash ve Chauncey Billups’ın gölgesinde kaldığı ve Longoria The Natural’dan Kim Basinger gibi giyinmeye başladığı için hafif bir çöküş yaşadı. En ağır darbeleri ise diğer takımlar yaşadı: C-Webb’in dizindeki ağrının devam edişi Kings’i yedi bitirdi. McHale, T-Wolves’u mahvederek 2006’nın Atrocious GM Summit’inde yerini ayırdı. Lakers, aksi Kobe’nin etrafında re-building yapmakla uğraştı; ve Suns’tan Joe Johnson’ın yüzü dağıldı…
…Dwyane Wade ise Doğu Konferansı Finallerinde sakatlandı. San Antonio, Miami’yle oynayıp saha avantajını elinde bulunduramamaktan kurtulup; Detroit’le oynadıkları final serisinin 7. maçında saha avantajına sahip oldu. (O maçı da kazandılar) Wade, Pat Riley ve en büyük Heat fanı dışında bunu kimse hatırlamadı.

Spurs’le İlgili En İyi Genel Alıntı: San Antonio’nun, Phoenix’i 5 maç sonunda mağlup etmesinin ardından Phoenix koçu Mike D’Antoni, “Duncan harika bir winner ve bu kadar iyi olmalarının sebebi de bu… Bunu söylemekten nefret ediyorum ama, en iyi o.”

Çevirisi: Az önce takımımdaki MVP’yi yoksaydım! Bu bana, Duncan’ın 8 yıl üst üste MVP oylamasında ilk 5’te yer almasını hatırlatıyor. (1998’den 2005’e kadarki süreçte, sırasıyla beşinci, üçüncü, beşinci, ikinci, birinci, birinci, ikinci, dördüncü oldu.) 3 şampiyonluk kazandı, 2 kez MVP oldu, Yılın çaylağı oldu, 8 kez üst üste en iyi ilk 5’te yer aldı ve 3 kez finallerin MVP’si oldu. Kısaca; sadece bu 8 sezonda yaptıklarıyla bile Duncan, rahatlıkla Hall of Fame olurdu.

En İyi Maç, Kesin Hatırlamazsınız: Batı yarı finalindeki Spurs-Sonics eşleşmesi 6. maçın sonunda Manu’nun Duncan’a yaptığı asist ve Duncan’ın sayısıyla sonlandı ki bu da yarı final için harika bir bitirişti. O eğlenceli Ray-Rashard Fortson’lı Sonics’i, o sessiz Seattle taraftarını, ya da Jerome James’in bir NBA genel menajeri tarafından çöp kontrat aldığını hatırlıyor musunuz? (Aranıyor… Isiah Thomas. Isiah Thomas, lütfen kırmızı yardım telefonunu açın.) O seriye bayılmıştım. Aynı zamanda 6. maç, Sonics’in evinde oynadığı son playoff maçıydı.
En İyi Maç, Kesinlikle Hatırlarsınız: Big Shot Rob’ın maçı! Spurs, Detroit’le olan serinin 5. maçında gerideydi, sonrasında… BOOM! Big Shot Rob; 21 sayı üretti (5 üçlük isabeti), playoff tarihinde sol elle yapılmış beklide en harika smacı yaptı, uzatmada maçı getiren basketi attı. Rasheed Wallace’ı “Bunu nasıl yaparsın?” eleştirileriyle baş başa bıraktı (Horry’i boş bırakarak Manu’ya ikili sıkıştırma yapmaya çalışmıştı, bu arada cidden “BUNU NASIL YAPARSIN?”)  ve maçtan sonra Duncan’a şu sözleri sarfettirdi, “Büyük ihtimalle bu, tanık olduğum en harika performanstı.” Ne maç ama!



En Çok Gündemde Kalan Başlık: “Tim Duncan harika olabilir, ancak durdurulamaz değil.” Ve bu kesinlikle haksızlıktı. Duncan, 3. kez finallerin MVP’si oldu (20.6 sayı, 14.1 ribaund, %42 şut isabeti, %67 serbest atış isabeti), 3. ve 4. maçlarda kullandığı 32 şutun 22’sini kaçırdı, seriyi alıp götürebilecekleri 5. maçta kullandığı 7 serbest atışın 6’sını kaçırdı ve 7. maçta da 27’de 10 şut isabetiyle sadece iyi oynadı. 2005 finalleri ona “kendi jenerasyonunun en iyisi” sözleriyle anılmayı bahşetmiş olabilir, ancak fiziksel açıdan gerilediğini de inkar edilemez. (Kapıyı Kobe’ye yeterince açık bırakarak) Duncan bile, sonrasında şu sözleri söyledi, “Çok daha iyi oynayabiliriz ki bu da şampiyonluğu elinde tutan bir takım için söylenebilecek en kötü söz.”

Spurs’ün “Sıkıcı” Olarak Tabir Edilmesine Katkısı: 10 üzerinden 10. Spurs-Pistons serisinin ratingleri, son 21 yılda sadece 3. kez 7 maça tanıklık edilse de, 2004’teki 5 maçlık Pistons-Lakers serisinin ratinglerine oranla %38’lik bir düşüş yaşadı. Dramatik ve garip bir şekilde hayal kırıklığıyla sonuçlanan 7 maç, bu konuda hiçbir şeyi değiştiremedi. Eğer Wade ve Shaq’a karşı oynasalardı, 2005 Finalleri hafızamıza daha derin kazınırdı.

Genel Kanı: “Gelecek sezon lütfen Pistons ve Spurs dışında herkes…”

Tim Duncan Show, Sezon 9: 2005-06
Galibiyet Derecesi: 63-19
Playofflar: Batı yarı finallerinde Dallas’a 7 maçta boyun eğildi.
Yeni Katılanlar: Michael Finley, Nick Van Exel, Fabricio Oberto


Yanlış Giden Neydi?: Duncan, ayak tabanındaki bağlar sebebiyle, kariyerinin en kötü sezonunu geçirdi (19 sayı – 11 ribaund, %48 şut isabeti, çaylak sezonundan bu yana en düşük PER ortalaması) Ancak Spurs’ü bitiren şey bu değildi. Phoenix ve Dallas, guardların penetresine ve dişe diş hücumları ön plana çıkaran yeni kurallara son derece iyi uyum sağlarken Spurs bu konuda rakiplerinin çok gerisinde kaldı. Dallas, 5 parmak ısırtan maça (1. ve 3. maçlar özellikle iyiydi) tanıklık ettiğimiz 2. turda 000.4 daha öndeydi ancak Spurs, 3-1 geriden gelmeyi başardı. Bu da bizim için…

En İyi Maç, Kesinlikle Hatırlarsınız: San Antonio’da oynanan 7. maç... Ya da bir diğer değişle “The Duncan Show’un En iyi 7. maçı.” Duncan en iyi performansını sergilerken (41 sayı ve 15 ribaund), Dirk de en iyi oyununu oynamıştı. (37 sayı ve 15 ribaund) Spurs, Parker ve Manu’dan toplamda 47 sayılık katkı almış ancak Manu, çok kısa bir sürede bir kahramandan (32 saniye kala attığı üçlük) bir keçiye (Dirk potaya yaklaşırken ona yaptığı, Dallas’ın sezonunu kurtaran faul) dönüşmüştü. Dallas ise uzatmalarda ipleri eline aldı ve bu kadar. Şimdi söyleceklerim ise kesinlikle abartı değil: “Bitirmek için başlama” draması, seyirciyi ekrana çeken istikrarlı ve izlemesi zevkli bir seri olması, yıldızların gücü, beklenmeyen geri dönüş, takım tarihini değiştiren ciddiyet, maçların kusursuzluğu, yeniden tekrar tekrar izlenebilirliği ve hafızalarda kalıcı yer tutması sebebiyle bu 7. maç, 21. yüzyılda tanık olunmuş EN İYİ 7. maç. Muazzam. Ama evet, Spurs yine sıkıcı.



Genel Kanı: “Az önce 2 pozisyon yüzünden 4. şampiyonluğumuzu alamadık mı? Tekilalar ne tarafta?"

Tim Duncan Show, Sezon 10: 2006-07
Galibiyet Derecesi: 58-24
Playofflar: Cleveland Cavaliers süpürülerek şampiyonluk kazanıldı.
Yeni Katılanlar: Matt Bonner, Jackie Butler, Francisco Elson, a.k.a “O Kadar da Büyük Olmayan Big Three


Doğru Giden Neydi?: Pop, takımdaki herkesin süresini 34.1 dakikanın altında tuttu, “Bu Bir Kısa Mesafe Koşusu Değil, Bir Maraton” felsefesini benimsemeye devam etti ve eskisinden daha çok kısa 5’le oynamaya başladı. Duncan, MVP sıralamasını 4. bitirdi ve giderek gelişen bir ligde kariyerinin ikinci evresinde ustalaştı: Bir zamanlar mükemmel bir uzun forvetken, şimdi ise mükemmel bir pivottu. Aynı zamanda Golden State, konferansı 67 galibiyetle ilk sırada bitiren Mavs’i ilk turda evine yolladı. Cavs, Detroit’i konferans finallerinde şoka uğrattı ve Suns ikinci turda kötü bir ruh tarafından ele geçirildi. Bir saniye, YouTube videolarıyla birlikte burada duralım.

1. Maç: Phoenix, elinde tuttuğu saha avantajını, Nash Parker’la kafa kafaya çarpıştığı için kullanamadı; gizemli Phoenix sağlık ekibi ise Nash’in kafasındaki kanamayı bir türlü durduramadıkları için Nash’in fazlaca vakit kaybetmesine sebep oldu. Ve eğer evde bunları kaydediyorsanız: Phoenix sağlık ekibi, Grant Hill’in bitmiş kariyerini kurtarabiliyor, Amare’nin tahrip olmuş dizleri nedeniyle All-Star kaçırmasını önlüyor, Steve Nash’in sırtını kurtarabiliyor, kilolarıyla ilgili sıkıntı yaşamaya başlayan Shaq’tan bir All-Star çıkarıyorlar… ama lanet olası vazelini bir yaraya bastıramıyorlar.


3. Maç: Bu maç en kötü yönetilen Playoff maçlarından biriydi, sahtekar bir hakemin yer aldığı anlaşılamamıştı. Durun, bir saniye… Ulu Tanrım, bu Tim Donaghy’nin sesi!!! TANRIM, DONAGHY EVİ TEMİZLİYOR!!!!!!!! ( işin esprisini yakalamak için şu yazıya geçiş yapabilirsiniz)



4. Maç: Phoenix, San Antonio’nda oynadıkları maçta galibiyete ulaşırken Robert Horry, Nash’i sahanın kenarına “çarptırdı” ve Amare Stoudemire’la Boris Diaw’ın benchten sinirli bir şekilde ayağa kalkmasını sağladı – Stoudemire, yere düşen Nash ve Diaw’ı sahanın kenara fırlatan Horry’den korumaya çalıştı. Bunu hep Big Shot Rob’un son efsane oyunu olarak hatırlayacağız.



Sonrasında ne oldu tahmin edin? David Stern, aptalca bir kararla benchteki yerlerinden kalktıkları için iki oyuncuyu da bir sonraki maçtan men etti (son 30 yılda yaptığı en büyük hatalardan biri) ve San Antonio’nun işi kendi evinde bitirmesi için kapıyı ardına kadar açmış oldu. Manu ve Parker 6. maçta toplam 61 sayı atarken, Duncan maçı 24-13-9’la bitirdi…



…ancak bu Suns fanlarının daha iyi hissetmesini sağlamadı. Spurs’ün 2007’deki en iyi takım olduğuna inanıyordum ve bununla ilgili çok kez yazı yazdım. (en çok vurgu yaptığım, finallerden önceki yazım.) Duncan, Suns’ın sonunu getirdi. Bu sadece bir gerçek. 2005, 2006 ve 2007 sezonlarında Suns’ın Spurs’le oynadıkları maçlardaki derecesi 6-15. Ancak eğer 45 yıl boyunca yaklaşmış ama tünelin ucundaki ışığa ulaşamamamışsanız, sizi anlarım. Hepsi mezarlarına kanaması durmayan bir burun, sahtekar hakem ve NBA başkanı tarafından verilen yanlış kararları bilerek girecek. Ve yanıldıkları pek de söylenemez.

Kesinlikle Hatırlamadığınız En Mütevazi Maç: Her ne kadar Spurs-Cavs finali 10 dakika içinde bitse de, Cleveland’daki 3. maç bizlere iki beklenmeyen durum yaşattı: Anderson Varejao, serinin en güzel hareketini yaparak Tim Duncan’ın dribblingi durdurmaya çalıştı ve LeBron az daha 3. maçtaki skoru eşitleyecek üçlüğü atıyordu. (En azından düşünüyordu.) Kimi kandırıyorum ki? Bu seri berbattı. Hiç bundan daha kötü bir NBA finali olmamıştı. Daha da kötüsü, finallerin MVP’si ödülünü de bir Fransız kazandı. Hadi ama!



ESPN Dergisi’nden Eğlenceli Bir Bölüm: Duncan’la ilgili bir yazı yazmaya çalışıp başarılı olamadığım 10 yılın ardından, sonunda marifetimi sergilemeyi başardım. Yazının konusunu da yazmayı denediğim “Hakkında Yeterince İyi Bir Yazı Yazılamayan Adam” yazısıyla oluşturdum. İçerisine mütevazi bir ekleme yaptım (Duncan sadece underrated değil, dehşet derecede underrated’dı) ve Duncan’ın kariyeri için son derece mütevazi bir karşılaştırma yaptım. (Harrison Ford’dan başkası değil) O yüzden bunları not alıyorsanız Duncan; Trey Parker, Dennis Haysbert, Gerry Kasparov, Mr. Spock ve Harrison Ford’a benziyor. Hey, Dos Equis dostum, Dünyanın En İlginç Masası’ndan bir yer ayırt.

Spurs'ün Sıkıcı Olarak Tabir Edilmesindeki Katkısı: 10 üzerinden 17. 2007 Finallerinden önce onları “Bu adamlar hızlı tempoda oynayabiliyor, yavaş tempoda oynayabiliyor, savunma yapabiliyor, kısa 5’le oynayabiliyor, geriden gelip kazanabiliyorlar, ligdeki en iyi koçlardan birine sahipler… istediğinizi söyleyin, bu takım her şeyi yapabilir. Tekrar söylüyorum, Jordan emekli olduğundan bu yana tarihteki en iyi 2. playoff takımı. Bir sebepten dolayı, bunu kimse kabullenemiyor.” sözleriyle övmüştüm.

Ancak Spurs, 71’in Bullets’ı kadar sıkıcı bir takım olmakla asla eleştirilemeyecek olsa da, 07 finallerinin yarattığı kirli havadan kurtulmanın bir yolu yoktu. (Eric Snow’un, 2007 Finalleri’nde ÇOK FAZLA süre aldığını hatırlıyorsunuz, değil mi?) O serideki en eğlenceli an: Tutkulu Duncan’ın son derece büyük bir sevecenlikle 4. maç sonrası Parker’ın kazandığı Finallerin MVP’liği ödülü dolayısıyla Parker’ı kutlamasıydı. Bundan daha mutlu bi an olamazdı. 2010 finallerinde Pau Gasol MVP’liği kazansaydı (Bu arada, kazanması gerekmez miydi?), Kobe aynı istekle onu tebrik eder miydi? Haklısınız. Açık bir şekilde Lakers fanlarını trollüyorum. Özür dilerim.

Genel Kanı: “Durun bir dakika… Az önce sırf 2 pozisyon yüzünden üst üste 5. şampiyonluğu mu alamadık?” Aslında evet. Öyle oldu.

Tim Duncan Show Sezon 11: 2007-08
Galibiyet Derecesi: 56-26
Playofflar: Batı Finali, Lakers’a 5 maçta kaybedildi.
Yeni Katılanlar: Ime Udoka, Kurt Thomas 


Yanlış Giden  Neydi?: Pop’un Lakers’ın ocak ayında yaptığı Pau Gasol için Kwame Brown, Javaris Crittenton, iki ilk tur draft hakkı ve Pau’nun küçük kardeşini vererek yaptığı takası eleştirmesi  dışında mı? Bu takasın sonuçlarının değişimi çok garip değil mi? Yıllar geçtikçe San Antonio’nun destek ekibi yaşlandı: 2008 playofflarında Big 3 dışında Spurs kadrosundaki kimse 7 sayı ortalamasını geçemedi. Daha da kötüsü ise, Lakers onları mağlup etti ve Kobe’yi playoff serileri konusunda böbürlenme hakkı yarışında Duncan’ın 4-2 önüne geçirdi. Ve çok daha kötüsü ise, Duncan’ın yıllar boyu rekabet içinde olduğu ve muhtemelen en az savunmak isteyeceği Kevin Garnett, NBA Finalleri’ne sonunda ulaşmıştı, beraberinde şu anı da getirerek…



Spurs’le İlgili En Üzücü Haber: Genel menajer Buford’ın iş ahlakı üst düzeydeki asistanı Sam Presti, 2007’deki draft gerçekleşmeden önce Seattle’ın genel menajeri olduğunu açıkladı. Seattle’da, Kevin Durant’i draft ederek 5 sezon sonra San Antonio’nun şampiyonluğa doğru giden yolunda onların önüne çıkacak takımın temelini atmış oldu. —whoops, bir spoiler daha.


Sezon İçerisindeki En İlginç Haber: Nisan ayında yeterince kötü olan San Antonio – Joey Crawford ilişkisi yeniden patlak verdi ve Crawford, Tim Duncan’ı güldüğü için diskalifiye etti.



Ligin Crawford’ı maçlardan men etmesinin hemen ardından, hakemlik tarihinin en büyük kavgası da gerçekleşti. Zach Lowe’ın yazdığı yazı doğruysa ve Crawford’ın gerçekten de Spurs’e kastı varsa? Hiçbir zaman bir takımın kendi maçlarına atanan hakemlere bakınca hissettiği "Tanrım, bu maç da mahvolduk" hissini anlayamazsınız. Bu arada, Miami’nin kesinlikle kazanması gereken 2013 NBA Finalleri 2. maçını kim yönetti? Bu doğru… Joey Crawford!!! NBA’in WWE’ye benzediği zamanlara bayılıyorum. Ve evet, Joey’nin Hebner ikizlerini geride bırakması için önünde uzun bir yol var.



En İyi Maç, Muhtemelen Hatırlarsınız: Phoenix’e karşı oynanan unutulmaz ilk maç… ya da bilinen adıyla, “Mike D’Antoni’nin Koç Olamayacağını Anladığım Gün” Suns sonunda Spurs’le kafa kafaya oynayabilecek düzeye gelmiş gibi görünüyordu – tartışmalı Shaq takası sayesinde– ancak bir değil tam İKİ skoru eşitleyen üçlüğe izin verdiler, bunlardan birinde ise Duncan attığı üçlükle maçı 2. uzatmaya götürdü.



Duncan’ı öldürmesi için adam tutması sözleriyle boğuşan Steve Nash ve Suns, bu maçın etkisinden serinin geri kalanında da çıkamadı ve seriyi 5 maçta kaybetti. Bir sonraki turda Chris Paul’lü Hornets, Spurs’le karşılaştıkları seriyi 7. maça taşıdı, ancak Jannero Pargo’nun Aşırı Özgüvenli Adam Yanlış Bir Şey Yaptı performansıyla birlikte seriyi de kaybettiler. Son şampiyon kendilerini koruyan bir meleğin varolduğunu düşünmeye başlamışken, Kobe onları Batı Konferansı Finali’nde mahvetti: seriyi 29.2 sayı, %53 şut isabeti ve kritik 5. maçtaki 39 sayılık performansıyla tamamladı. Spurs kendisine hiç yardımcı olmadı, zira 1. maçta 20 sayılık farktan maçın dönmesine izin verdiler ve Brent Barry’nin maçı kazandıracak üçlüğü denerken Fisher tarafından darbe alması ancak darbe aldığını göstermek için Fisher’a doğru zıplamayı unutması nedeniyle kazanabilecekleri bir 5. maçı da kaybettiler. Ve, bu arada, O POZİSYON KESİNLİKLE FAULDÜ! Acımasızca bir karar. Acımasızca.



Genel Kanı: “Çok uzun sürdü, San Antonio… güzel anılar için teşekkürler” Boston ve Los Angeles ligin kontrolünü ele almış ve LeBron James, Dwight Howard ve Kevin Durant’in gelişimiyle birlikte The Duncan Show da daha 7. sezonunda TV dizisi olan 24’e benzemeye başladı. Duncan’ın da Jack Bauer gibi gözükmesiyle birlikte, muhtemel son yakındı. Ya da biz öyle sanıyorduk...

2 YORUM:

Oğuzhan Arslan dedi ki...

ve tabii ki nokta koyulmuş değil. devam edeceğiz.. ayrıca şunu da dipnot olarak eklemeliyim bu zamana kadar çeviri için yardımda bulunan çok oldu fakat bu kez tamamını Metin Türkmen halletti, sağolsun. nokta, virgül koyan herkese eyvallah bu vesileyle.

dördüncü bölüm içinse bir hafta içerisinde çeviririm diyordum fakat bu süre biraz daha uzayacak gibi duruyor, ne zaman olur çevirisi bilmiyorum ama takipte kalırsanız -twitterı yazı takibi için kullanabilirsiniz, kolaylık olur- onu da buralarda bulabilirsiniz.

Adsız dedi ki...

ceviriler icin tesekkurler

Yorum Gönder